Yaz AYLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaz AYLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2015 Salı

Sıcak Yaz Günlerinde Kalp Sağlığı


Sıcaklıkların giderek artmakta olduğu yaz aylarında şüphesiz ki, hepimiz sağlığımıza daha çok özen göstermeliyiz. Ancak unutmamalıyız ki; sıcak hava herkesi eşit şekilde etkilemez. Kalp hastalığı ya da diğer kronik hastalıkları olanlar, yaşlılar ve aşırı kilo fazlalığı olanlar daha büyük risk altındadırlar. 

Ölçülen sıcaklığın yanı sıra havadaki nem oranı da önemlidir. Sıcaklıkların ve nem oranının artışı terleme ile vücuttan kaybedilen su miktarını arttırarak dehidratasyon dediğimiz vücudun susuz kalmasına neden olur.  Böyle bir durumda kalbimiz vücudumuzun ihtiyacını karşılayabilmek için daha hızlı çalışmaya başlar ve kalbimizin üzerine binen yük artar. Bütün bunlar da; aritmi dediğimiz kalp ritm bozuklukları, kalp krizi veya kalp yetmezliğine kadar varabilen sonuçlar doğurabilir. Keza; kalp hastalarının kullanmakta olduğu bazı ilaçlar da sıcak yaz aylarında dehidratasyona neden olup risk yaratabilirler. Burada önemli olan nokta, doktorunuzun kontrolleri ve tavsiyeleri doğrultusunda tedavinin devam ettirilmesidir. 

Sıcakların sağlığımızı etkilememesi ve oluşturacağı riskleri en aza indirmek için yapmamız gereken temel şeylerin ilki; su ihtiyacı hissetmesek bile, günlük ortalama 2 litre su tüketimine dikkat etmektir. Alkollü ve kafeinli içecekler su ihtiyacımızı karşılamadığı gibi aksine sıvı kaybını arttırırlar. Bu nedenle bu tarz içeceklerden kaçınalım. Özellikle dışarı çıkmadan önce, yürüyüş sırasında ve sonrasında su içmeye dikkat edelim. Hissedilen sıcaklıkların en yüksek olduğu 12-15 saatleri arasında dışarı çıkmaktan kaçınalım. Hava durumunu takip edip, sıcaklıkların ve nem oranının aşırı artış gösterdiği gün ve saatlerde mümkünse dışarı çıkmaktan kaçınalım. Aşırı terleme ile oluşacak sıvı kaybını en aza indirebilmek için pamuklu ve açık renk kıyafetler giyinelim, ayakkabı ve çorap seçimine dikkat edelim. Yürüyüş sırasında serin ve gölge yerlerde aralar verelim. Tuzlu yemekten kaçınmalıyız. Kalp yetmeliğimiz var ya da diüretik dediğmiz vücuttan su atılımına neden olan ilaçları kullanıyorsak günlük kilo takibi yapalım. 

Unutmayalım ki, sıcak günler hasta insanları daha da hasta yapar. 

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Yaz Aylarında Sık Görülen Bağırsak Enfeksiyonlarının Belirtileri Nelerdir? – 2

Bağırsak enfeksiyonlarının çoğunda en önemli belirti ishaldir. Bazen ishalden önce, hastalık bulantı ve kusma ile başlar. Dışkıda cerahat ve kan yoktur. Ateş yüksek değildir. Karın ağrısı ya yoktur yada hafiftir. İshal ile çok miktarda su ve tuz kaybedildiği için dil kurudur. Kaybedilen tuzlar ve sıvı yerine konulmazsa hastanın tansiyonu düşer, bitkinleşir. Kolera örneğinde olduğu gibi, kaybedilen sıvıyı yerine koymakta yetersiz kalınırsa, böbrek yetmezliği gelişebilir, hasta da kaybedilebilir. Sıvı kaybı, çocuklarda ve yaşlılarda daha tehlikelidir.

Yiyecek-içeceklerle alınan mikroplar bağırsak duvarını istila etmişse, kanamaya yol açabilir. Genellikle hastanın ateşi ve karın ağrısı vardır. Dışkılama sayısı fazladır ama miktarı azdır.  

Yapılması gereken ilk müdahaleler nelerdir?

İshalin tek tedavisi vardır: kaybedilen sıvının yerine konulması. Kaybedilen sıvı sadece sudan ibaret değildir. Su ile birlikte sodyum, potasyum, klor, bikarbonat gibi yaşamsal önemi olan, “elektrolit” dediğimiz tuzlar da kaybedilir. Özellikle kolalı içecekler hem elektrolit içerdikleri, hem de şekerli oldukları için ishal tedavisinde tavsiye edilebilir.  

Kaybedilen sıvı ve tuzları yerine koymak için içine şeker ve biraz tuz katılmış portakal suyu, içine biraz muz katılmış tuzlu ayran gibi içecekler ile farklı seçenekler yaratılabilir. Eczanelerde satılan “oral rehidratasyon paketleri” her yaştaki hasta için önerilir. Bu paketlerden bir tanesi bir litre suya katılarak hastaya içebildiği kadar içirilmelidir. Her dışkılamadan sonra 1-2 bardak içirilerek kaybedilen sıvının yerine koyulması önerilebilir. Bu karışım; 5 su bardağı kaynatılmış soğutulmuş suya, 2 çorba kaşığı şeker, 1 çay kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konarak da hazırlanabilir.

Bulantı ve/veya kusma nedeniyle ağız yolundan sıvı alamayan hastalara, vakit geçirilmeden, damar yoluyla serum verilmelidir. 

Tedavide dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, özellikle kanlı ishalde, ishali kesmeye çalışmamaktır. Daha önce de değindiğimiz gibi, ishal, bir korunma, bağırsağa girmiş olan mikropları bağırsaktan uzaklaştırma yoludur. 

Ne zaman hastaneye başvurulmalıdır? 

Sıvı kaybı ağız yolundan karşılanamıyorsa, hasta bulantı veya kusma, aşırı iştahsızlık nedeniyle ağızdan sıvı alamıyorsa mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Çünkü bu durumda, hastaya serum vermek gerekecektir. Ayrıca ağızdan sıvı verilmesine rağmen ağız ve dil kuruluğu devam eden, karın derisinin esnekliği ve gerginliği kaybolan, tansiyonu düşen hastalar da hastaneye götürülmelidir. 

Ateş, karın ağrısı ve kramplar, hastanın hastaneye götürülmesini ve dışkıda etken mikrobun ne olduğunun anlaşılması için “dışkı kültürü” dediğimiz tahlilin yapılmasını gerektiren belirtilerdir. 

Yaz aylarında besin zehirlenmesi ile karşılaşan kişi nasıl beslenmelidir?

Her şeyden önce, bol sıvı almalıdır. Sadece su yeterli olmadığından, çay, meyve suları, maden suyu, ayran gibi içecekler verilebilir. İshal tamamen kesilinceye kadar süt içmemek ve sütlü besinlerden uzak durmak doğru olur. Bazı ishalli hastalarda, geçici bir enzim eksikliği nedeniyle, ishal kesilse bile süte tahammülsüzlük görülebilir. Çiğ sebze ve meyve gibi posalı gıdaları yememek, bunun yerine haşlanmış sebze pürelerini, meyve sularını tercih etmek gerekir. Pirinç çorbası, çay, kızarmış ekmek ve beyaz peynir halkın çok iyi bildiği ve genellikle ishal durumunda hemen uygulamaya başladığı bir yemek listesidir. Buna ızgara et veya köfte, haşlanmış patates, az yağlı makarna eklenebilir. Salçalı ve soslu yiyeceklerden, kızartmalardan kaçınmak gerekir. 

Uz.Dr.Behiç Oral
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı
Özel Ankara Güven Hastanesi

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Diyabetik Ayak Bakımı

Şeker hastalarının ayaklarında, yara ve biçim bozukluğu şeklinde görülen diyabet ayak rahatsızlığı, özellikle yaz aylarında bu hastaların yaşam kalitesini tehdit etmektedir. Diyabetik ayak hastalığı, şeker hastalarında görülen kronik bir yara çeşididir. 

Diyabetli kişilerin neredeyse yarısı yaşamları boyunca diyabetik ayak gelişme riski altındadır. Sadece tıbbi açıdan değil, sosyal ve ekonomik açıdan da sorunlara yol açan diyabetik ayak hastalığına dikkat edilmelidir. Biliyoruz tablo çok sevimli değil ama biraz özen ve dikkatle bu sorunların oluşması engellenebilir. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte diyabet hastalarının ayak bakımları konusunda daha titiz ve dikkatli olmaları gerekmektedir. 

Ayaklarda Mantara Dikkat!
Şeker hastası olan kişilerin, diyabet ayak riskine karşı yaz aylarında daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Yaz aylarında sıcağın etkisiyle ayakta terlemeler ve nem artışı olur. Buna bağlı olarak da mantar enfeksiyonları artar. Mantarı engellemek için ise ayaklar her gün düzenli yıkanmalı, yumuşak bir havlu yardımıyla özellikle parmak aralarına dikkat edilerek kurulanmalıdır. Parmak aralarının nemli kalması mantarın oluşumunu hızlandırabilir. Bunun yanında pamuklu çoraplar ya da dokumasında gümüş tel bulunan çoraplar terlemeyi engelleyeceğinden tercih edilmelidir. Çorapların lastikleri sıkı olmamalı, ayaktaki kan dolaşımını engellememelidir. Güneş ve deniz tuzu ayak tabanları ile topuklarda kuruma ve çatlamalara neden olabilir. Çatlaklar ise enfeksiyonların giriş kapılarıdır. Bu yüzden ayak tabanları ve topuklar nemlendirici bir krem veya vazelin ile nemlendirilmelidir.

Ayakkabı Seçimi Çok Önemli
Yazın karşılaşılabilecek önemli bir başka sorunun da ayakkabılardır. Diyabetli kişiler yazın ayakkabılarına daha fazla dikkat etmelidir. Ayak terlemesini arttırabilecek, vuran, sıkı ayakkabılardan uzak durulmalıdır. Bunun yanında önü açık ayakkabı, parmak arası terlik giyilmemelidir. Deniz kenarları ve plajlarda ayağa batabilecek kum, çakıl cam gibi maddeler ileride ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Çünkü diyabetli kişilerde zamanla his kaybı da gelişebileceği için bu tip yaralanmalar fark edilemez. Diyabetli kişiler bu tip küçük tedbirler alarak yaz dönemini ayak problemi yaşamadan geçirebileceği gibi ilerde yaşayabilecekleri ciddi problemleri de engellemiş olurlar.

Meysun Erdem
Ayak Sağlığı ve Refleksoloji Uzmanı
Özel Ankara Güven Hastanesi