Tiroid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiroid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2015 Salı

Önlemini Al, Biyoritmini Koru

Baharla birlikte vücut metabolizmamız değişmekte, vücudun biyoritmi de bu değişen koşullara uyum sağlamaya çalışmaktadır. Hem yorgunluk hem de bazı ruhsal sorunlarla ortaya çıkan bahar yorgunluğundan korunmak aslında çok da zor değildir. Bir hastalık olarak tanımlanan bahar yorgunluğu önlem alınmazsa kronikleşebilmektedir. 
Yanlış beslenme alışkanlıkları, vitamin ve minerallerin besinlerle yeterli miktarda alınmaması, hareketsiz yaşam biçimi, tiroid bezinin çalışma düzensizlikleri bahar yorgunluğunun altında yatan nedenlerden sayılabilmektedir. Bu durumlarda hafıza zayıflaması, uyku eğilimi, adale ağrıları normalden fazla görülmektedir. Güne iyi bir kahvaltı ile zinde başlamak çok önemlidir. Fazla karbonhidrat ağırlıklı beslenmek vücutta uyku ve yorgunluk haline sebep olmakta, ayrıca dikkatsizliği arttırmaktadır. Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı vardır. 
Bağışıklık sistemimizin güçlenmesi için C vitaminlerince zengin yeşil yapraklı besinler, kırmızı renkli sebze ve meyveler çok faydalıdır. Bu dönemde günlük tüketilen su miktarını biraz arttırmak vücut direncinin sağlanması ve toksinlerin atılması için faydalı olacaktır. Vücudun kronik yorgunluğunun bir nedeni de D vitamini düşüklüğüdür. Kış aylarından da yeni çıktığımızı düşünürsek kanda D vitamini düzeyine bakılarak gerekliyse takviyesi önerilir.

11 Aralık 2014 Perşembe

Güven Hastanesi 40. Yıl etkinlikleri çerçevesinde 06.12.2014 tarihinde “Endokrin Cerrahide Güncel Uygulamalar ve Tanıdan Tedaviye Tiroid Kanseri” konulu toplantı düzenlenmiştir. 
Toplantıda ameliyathaneden canlı bağlantı yapılarak tiroid ve paratiroid cerrahisinde ROLL ve sinir monitorizasyonu uygulamaları ve total tiroidektomi tekniği ve santral kompartman diseksiyonu ameliyatları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişik olgu sunumları üzerinden tiroid kanserinin tanı ve tedavisindeki güncel uygulamalar katılımcılar ile birlikte tartışılmıştır.

4 Eylül 2014 Perşembe

Tiroid Nodülü – Doç.Dr. Alptekin Gürsoy

Soru: Tiroid nodülünde kanser şüphesinin arttığı durumlar nelerdir?
Cevap: Tiroid bezi içerisindeki nodülde hızlı boyut artışı, beraberinde boyun bölgesindeki lenf düğümlerinde şişme, çok sert ve çevre dokulara yapışık nodül, seste kısılma veya kalınlaşma var ise tiroid kanseri açısından şüphelenmek gerekir. Radyasyona maruz kalan, boyun bölgesine radyoterapi uygulanan, ailesinde tiroid kanseri olan ve 20 yaş altı veya 70 yaş üstü olan hastalarda tiroid nodüllerin kanser olma riski artmıştır. Erkeklerde, tiroid nodüllerinin kanser olma riski kadınlara göre hafif artmıştır.

Tiroid Kanserinde Cerrahi Tedavi – Prof.Dr. Serdar Özbaş

Soru: Tiroid kanserinin tedavisinde cerrahinin önemi nedir?

Cevap: Tiroid kanseri tedavisinin en etkili yöntemi cerrahidir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu (%85-90) diferansiye kanserlerdir yani bu hastalıkta hayati risk çok düşüktür. Olguların büyük bölümünde uygun bir tedaviyi takiben 20 yıllık yaşam beklentisi %95’in üzerindedir. Diferansiye tiroid kanserlerinin (papiller ve foliküler kanserler) tedavisinde ilk basamak cerrahidir. Daha az görülen ancak diğerlerine göre biraz daha agresif seyreden medüller tiroid kanseri için de tedavide ilk basamak cerrahidir. Genel olarak tiroid kanseri denildiğinde papiller tiroid kanseri anlaşılır.


Tiroid Kanserlerinin Tedavisinde Radyoaktif İyot Kullanımı – Prof.Dr. Seyfettin Ilgan

Soru: Cerrahi sonrası I-131 Radyoaktif İyot tedavisi gerekli midir?

Cevap: Cerrahi tedavi sonrası I-131 uygulananlarda hastalığın daha az nüks ettiği ve hastalığa bağlı ölümlerin de daha az olduğu yönünde kanıtlar vardır. Ancak bu genelleme her tiroit kanserinde I-131 uygulanmasının zorunlu olduğu şeklinde algılanmamalıdır. Cerrahi sonrası I-131 tedavisi uygulamaları ile ilgili bazı rehberler olmakla birlikte bu konuda kesin çizgiler ve tam bir görüş birliği yoktur. Bu konu hekimler arasında da en çok tartışılan alanlardan birisidir ve öneriler geniş bir yelpazede değişiklikler gösterdiğinden her önemli merkezin farklı protokolleri olabilir. Burada genel geçer kurallar oluşturmak çoğu zaman mümkün olmadığından her hastanın cerrahi tipi, patoloji sonuçları, kişisel özellikleri ve diğer bulguları dikkate alınarak kişiselleştirilmiş bir yaklaşım uygulanır. Bir hastaya I-131 önerilmesi o hastada geride tümör olduğundan şüphe duyulduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman bu önerinin temel nedeni geriye kalan normal tiroit dokusunu yok ederek takibi kolaylaştırmaktır. 

1 Eylül 2014 Pazartesi

Tiroid Nodülü Nedir?


Tiroid bezinde belirgin yer kaplayan, çevresindeki normal tiroid dokusundan kıvam olarak farklı küresel veya oval şekilli, normal olmayan dokuya verilen isimdir. Nodül tiroid bezi içerisinde normalde olmaması gereken kitle veya yumru olarak da tanımlandırılabilir. Tiroid bezi içerisinde nodül varlığında hastalık nodüler guvatr olarak isimlendirilir. Tiroid nodüllerinin boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişkenlik gösterebilir. Toplumda en sık rastlanan tiroid bezine ait hastalık grubunu oluşturur.

Tiroid nodüllerinin oluşumunda en önemli faktör iyot eksikliğidir. Ülkemiz gibi iyot eksikliği olan bölgelerde tiroid nodüllerinin sıklığı belirgin olarak artmıştır. Türkiye genelinde yapılan ultrason taramalarında erişkin toplumun yarısına yakınında nodüler guvatr tespit edilmiştir. İyot yetersizliği dışında bazı çevresel faktörlerin de (örneğin doğal guvatrojenler) tiroid nodüllerinin gelişiminde önemlidir. Ayrıca genetik (ailesel) bazı faktörlerinde önemli olduğunu biliyoruz. 


Tiroid nodülünün önemi nedir?
Nodüler guvatrı olan hastaların çoğunda sıklıkla bir şikayet yoktur. Çoğu hastada nodüller, diğer nedenlerle doktora başvuru sırasında saptanır. Yapılan fizik muayenede veya tiroid dışı nedenler için yapılan görüntülemelerde rastlantısal olarak bulunur. Tiroid bezi içerisindeki nodül çoğunlukla dışarıdan gözle fark edilmez. Az sayıda hasta boyunda kendisinin veya çevresindeki kişilerin fark ettiği şişlik nedeni ile başvurur. Ayrıca nadir olarak hastalar, nodülden olan aşırı hormon salgılanmasına ait şikayetler (hipertiroidizm) nedeni ile doktora başvurabilir. Çok az olgu çevre yapılara bası şikayetleri nedeni ile hekime başvurabilir. Nadir de olsa, nodül içine kanama olursa boyunda ağrı şikayeti olabilir. Rastlantısal olarak nodülü saptanan hastalarda, ‘’Benim guvatr şikayetim yok’’ daha ileri incelemeye gerek yoktur, şeklindeki düşünce tamamen yanlıştır. Rastlantısal olarak saptanan nodüllerde de, nodül şikayeti ile başvuran hastalarda olduğu gibi benzer riskler mevcuttur. 

Bir tiroid nodülünün hasta için dört temel önemi vardır: 
1- Tiroid nodülleri ile ilgili olarak en önemli risk; tiroid bezi içerisindeki nodüllerin %5’inde tiroid kanseri mevcuttur. Bu nedenle tiroid nodülü olan hastada en önemli ve öncelikli değerlendirme nodülde tiroid kanseri riskinin dışlanmasıdır. Tiroid bezi içerisindeki bir veya birden fazla nodül (multipl) olabilir. Genel kanının aksine nodülün tek veya multipl olması nodülün kanser riskini değiştirmez. Genel kabul gören görüş bez içerisindeki her bir nodül için kanser riski aynıdır.
2- Özellikle büyük nodüller, nodülün tiroid bezi içerisinde yerleşim yerine göre çevre yapılara bası oluşturabilir. Nefes borusuna olan bası nefes darlığına, yemek borusuna olan bası yutma güçlüğüne, ses sinirlerine olan bası ses kısıklığı ve kalınlaşmasına yol açabilir. Bası oluşturan nodüller sıklıkla 4 cm üzerindedir. Küçük nodüllerin bası oluşturması beklenmez.
3- Tiroid bezi içerisindeki mevcut nodüllerin bir veya daha fazlası aşırı tiroid hormon salgısına yol açarak zehirli guvatr (hipertiroidizm) tablosuna sebebiyet verebilir. Bu tip nodüllere sıcak nodül, toksik nodül, otonom nodül, hiperaktif nodül gibi isimler verilir.
4- Mevcut tiroid nodülü büyüklüğü nedeni ile boyunda estetik görünüm açısından hasta için sorun yaratabilir. 

Tiroid nodülünün değerlendirilmesi nasıl yapılır?
Başlangıç değerlendirmede, TSH ve tiroid hormonlarının kan düzeylerine bakılarak hastada tiroid bezinin fonksiyonel durumu değerlendirilir. Tiroid bezi içerisindeki nodüllerin boyutu, sayısı, yeri ve tipi için ultrason ile değerlendirme yapılır. Tiroid ultrasonu tiroid bezi içerisindeki nodülün boyutu, tipi, yapısı hakkında detaylı bilgi verir. Ayrıca boyun bölgesinde lenf nodlarının ve nodülün yaptığı basıya ait değerlendirmeye olanak tanır. Nodüle ait bir takım ultrason özellikleri nodülün kanser riski açısından ön bilgi verir. Hashimoto ve Graves hastalığı gibi durumlarda tiroid ultrasonunda kronik iltihabi sürece bağlı olarak bezin yapısında granüllü, kaba bir görünüm olabilir. Bu yapılanma ultrason görünümünde bez içerisinde sanki bir nodül varmış gibi yalancı nodül (Psödo-nodül) görüntüsü verebilir. Eğer tiroid ultrasonu deneyimli biri tarafından yapılmıyor ise tiroid bezi içerisinde kronik tiroidite ait psödo-nodül görüntüsü aldatıcı olabilir.  

Tiroid fonksiyon testleri normal olan nodüler guvatr hastalarında sıklıkla sintigrafik incelemeye ihtiyaç yoktur. Sintigrafik inceleme sıklıkla tiroid fonksiyon testlerinde hormon fazlalığı (hipertiroidizm) olan hastalarda yapılmaktadır. Tiroid nodüllerine ait değerlendirmede en önemli basamak tiroid nodülüne ait kanser olasılığının dışlanmasıdır. Modern tibbi yaklaşımda, ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmadan, tiroid hormon değerlerine, ultrason veya sintigrafi gibi yöntemlere bakılarak bir nodülün iyi huylu (selim) olduğuna ait değerlendirme yapmak uygun değildir. Biyopsi yapmadan, nodülün iyi huylu olduğuna ait değerlendirme yapmak modern tıbbi uygulamalar açısından uygun değildir ve hasta açısından ileride doğabilecek sorunlar açısından oldukça risklidir. Tiroid bezi nodüllerinin ortalama %5’nin kanser olduğu bilindiği için nodül boyutu 10 mm ve üzerindeki tüm hastalara biyopsi yapılmalıdır. Şüphe duyulan hastalarda daha küçük nodüllere de biyopsi yapılabilir. 

Tiroid nodülünde kanser şüphesinin arttığı durumlar nelerdir?
Tiroid bezi içerisindeki nodülde hızlı boyut artışı, beraberinde boyun bölgesindeki lenf düğümlerinde şişme, çok sert ve çevre dokulara yapışık nodül, seste kısılma veya kalınlaşma var ise tiroid kanseri açısından şüphelenmek gerekir. Radyasyona maruz kalan, boyun bölgesine radyoterapi uygulanan, ailesinde tiroid kanseri olan ve 20 yaş altı veya 70 yaş üstü olan hastalarda tiroid nodüllerin kanser olma riski artmıştır. Erkeklerde, tiroid nodüllerinin kanser olma riski kadınlara göre hafif artmıştır.

Tiroid nodülünün tedavisi nasıl yapılır?
Tedavinin nasıl yapılacağı konusunda nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinin patoloji sonucu çok büyük önem taşır. 

Biyopsi patoloji sonucunda kanser veya kanser yönünden şüphe varsa hastaya tiroid cerrahisi yapılır. Yapılacak cerrahi girşim tiroid dokusunun tamamen çıkartılması esasına dayanan total tiroidektomidir. Cerrahi sonrası patoloji raporuna ve hastanın kliniğine göre radyoaktif iyot tedavisi gerekliliği belirlenir. Nodülün çevre dokulara basısı mevcudiyetinde de cerrahi tedavi yapılabilir. 

Kanser olmayan iyi huylu (selim) nodüllerde sadece takip yapmak yeterlidir. Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi ile iyi huylu olduğu doğrulan bir nodülde 6-12 ay aralıkla yapılan tiroid ultrasonu ile yapılan takip yeterlidir. Tiroid nodülünde büyüme saptanır ise tekrar biyopsi gerekebilir. Bazen biyopsi sonucu iyi huylu olsa bile eğer nodülde büyüme devam ediyor ve/veya klinik olarak kanser şüphesi yüksek ise cerrahi yapılabilir. Ayrıca tiroid bezi içerisinde çok sayıda nodülleri (multinodüler guvatr) olan, biyopsi almanın tümü ile mümkün olmadığı veya göğüs kafesi içerisine uzanım gösteren (retrosternal) nodüler guvatr hastalarında da cerrahi girişim yapılabilir. Daha önceki yıllarda tiroid nodüllerini küçültmeye yönelik olarak tiroid hormonu supresyon (baskılama) tedavisi hekimler tarafından sık kullanılırken, son yapılan çalışmalarda baskılama tedavisinin çok da etkili olmadığı bildirilmektedir. Ayrıca tiroid hormonu baskılama tedavisi özellikle menopoz sonrası kadın hastalarda, kemik yapısı üzerine olumsuz etkisi saptanmış ve kalp ritim sorunlarına yol açtığı gösterilmiştir. Bu nedenle nodüler guvatr hastalarında tiroid hormonu ile baskılama tedavisi artık çok tercih edilmemektedir. Çok yaygın kullanımı olmamakla birlikte, nodüler guvatr olan seçilmiş hastalarda radyoaktif iyot tedavisi, nodül içerisine alkol injeksiyonları, lazer tedavisi, yüksek yoğunlukta odaklanmış ultrasonik ses dalgası tedavisi gibi uygulamalarda mevcuttur.


25 Ağustos 2014 Pazartesi

DÜŞÜK İYOTLU DİYET 

İyot tiroid hormonlarının üretiminde kullanıldığından vücudumuzda başlıca tiroid bezi tarafından tutulur. Normal tiroid hücreleri gibi tiroid dokusundan köken alan tümörlerin önemli bir kısmı da kandaki iyotu enerji kullanarak yoğun bir biçimde hücre içine alır.
Vücudumuz radyoaktif iyot (I-131) ile radyoaktif olmayan iyotu (I-127) birbirinden ayıramadığından bunların tiroid dokularında tutulum miktarı kandaki düzeyleri ile orantılıdır. Yani bu iki iyot tipi tiroid dokusunda tutulmak için birbiri ile yarışırlar. Bu yarış sırasında radyoaktif iyotun tutulma şansını arttırmak için radyoaktif olmayan iyot alımını kısıtlamak gerekir. Çünkü diyet ile günlük aldığımız I-127 miktarı tedavi sırasında kullanılan I-131’den çok fazladır. Örneğin bir günlük tiroid hormonu preparatları içerisinde bile tedavi sırasında kullandığımız radyoaktif iyotun 10 katına yakın iyot bulunur.
Düşük iyotlu diyetin radyoaktif iyot tedavisi etkinliğini arttırdığı konusunda görüş birliği olmasına karşın uygulanacak diyet içeriği ve süresi ile ilgili farklı bilgilere ulaşabilirsiniz. Diyetle ilgili birkaç önemli konuyu vurgulamakta fayda var.

·       Bu diyet sadece I-131 ile yapılacak olan tedaviler veya tüm vücut taramaları öncesinde önerilen süre kadar uygulanacaktır. Dolayısı ile diyetiniz geçici bir süreyi kapsar.
·    Diyette yasaklanan sadece iyotlu tuzdur. Diyet tuzla değil iyotla ilgilidir. Bu nedenle tuzsuz bir diyet yapmanıza gerek yoktur. Yemeklerinizde iyotsuz tuz kullanabilirsiniz . Diyet süresince ev halkı da iyotsuz tuz kullanabilir. Geçici bir süre iyotsuz tuz kullanmanın çocuklar dahil kimseye bir zararı yoktur ve bu nedenle ayrı ayrı yemek pişirmeniz gerekmez.
·    Tedavi uygulanacak hastaların önemli bir kısmı bayan olduğundan saç boyalarının yüksek miktarda iyot içerdiğini ve tedavi etkinliğini 6 hafta kadar uzun süre etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Ameliyat olacağını öğrenen bayanların bir kısmı muhtemelen bir süre fırsat bulamayacağını düşünerek saçlarını boyatmak eğilimindedir. Tiroid tümörü olduğunu öğrenenlerin tedavi süreci tamamlanana kadar saçlarını boyamamalarını öneriyoruz.
·       Önerilen süre boyunca dışarda yemek yemekten kaçınmanız uygun olacaktır. Diyet yapmak sıkıcı olmakla birlikte bunun sadece tedavi öncesi kısa bir süreyi ilgilendirdiğini ve tedavi etkinliğini değiştirebileceğini unutmayınız.
·     Taze kırmızı ve beyaz et ile tatlı su balıklarını dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Yumurta beyazı ve bitter çikolata yasaklı değildir.
·         Süt içermeyen alkollü içecekler ve taze meyve suları serbesttir.
·       Fırın ve pasta ürünleri sıklıkla iyotlu tuz ve süt ürünleri içermektedir. Diyet süresince imkanınız varsa evde iyotsuz tuz ile ekmek yapmanız veya dışarıdan tuzsuz ekmek almanızı öneririz.
·         Sütte normalde iyot yoktur. Ancak besicilikte hayvanların iyot ihtiyacını  karşılamak için katkı maddesi olarak iyot tuzları kullanılır. Ayrıca iyot bazı hayvan hastalıklarında koruyucu veya tedavi edici olarak daha yüksek miktarlarda kullanılır. Eğer hayvan yemlerinde iyot varsa süte yüksek oranlarda geçer. Süt ve süt ürünlerinin yasak listesinde olmasının nedeni budur. Temin ettiğiniz süt veya süt ürünlerinin doğal besicilik ile elde edildiğini biliyorsanız kullanabilirsiniz.
·         Ağrı kesiciler ve antibiyotik kullanmanız önerilirse kullanabilirsiniz.


Prof.Dr.Seyfettin Ilgan

Nükleer Tıp Uzmanı